|
Osmanlı sultanlarının on altıncısı
ve islam halifelerinin seksenbirincisi. 1604 senesinde İstanbul'da
doğdu. İyi bir eğitimle yetiştirildi. Arabça, Farsça, Latince,
Yunanca, İtalyanca gibi doğu ve batı dillerini öğrendi. Kuvvetli
bir edebiyat, tarih, coğrafya ve atematik tahsili gördü. 26
Şubat 1618 günü babasının yerine tahta geçen amcası birinci
Mustafa Han'ın rahatsızlığı yüzünden tahtı bırakmaya mecbur
olması üzerine Osmanlı sultanı oldu.
İkinci Osman'ın tahta çıkışının ilk aylarında
İran ile barış andlaşması imzalanarak harbe son verildi. Böylece
doğu sınırını emniyet altına alan Genç Osmanlı sultanının
hedefi memleketi 1617'den beri uğraştıran Lehistan mes'elesini
halletmekti. Bu sırada Boğdan voyvodası Gratiani de Osmanlı'ya
karşı cephe almıştı. İhaneti üzerine azledilen Gratiani Lehistan'a
sığındı ve büyük destek gördü. Bu devletten aldığı 50-60 bin
kişilik bir kuvvetle Osmanlı topraklarına saldırdı. Ancak
Özi beylerbeyi olan İskender Paşa, süratle harekete geçip
bu kuvvetleri Turla nehrini geçerken imha etti. Düşman ordusundan
120 top ile arabalar dolusu zahire ganimet olarak alındı.
Diğer taraftan Sultan Osman, Lehistan'ı
ele geçirip, Baltık denizine çıkmak, orada bir donanma kurarak,
Atlas Okyanusuna geçip Avrupa hıristiyanlığını, hem Akdeniz,
hem okyanus donanmalarıyla çember içine almak gayesiyle 21
Mayıs 1621'de Cuma namazı kıldıktan sonra sefere çıktı. 1
Eylül 1621'de Hotin önüne varıldı ve kale derhal kuşatma altına
alındı. Ancak 35 gün devam eden muharebelerde kale bir kaç
defa düşme durumuna geldi ise de yeniçerilerin itaatsizliği
ve devlet adamları arasındaki geçimsizlikler, kesin neticenin
elde edilmesine mani oldu. Ancak nogay tatarlarının beyi Kantemir
Mirza ile Kırım hanının oğlu Nureddin, Lehistan içlerine kadar
akınlarda bulunarak pek çok ganimetle döndüler. Neticede kış
mevsiminin gelmesi üzerine Lehistan'la barış yapılarak geri
dönüldü.
Lehistan seferinde tam muvaffakiyet elde
edemeyen Sultan, bunun sebebinin askerlerinin gayretsizliği
olduğuna inanıyor ve bazı ıslahatlar yapmak istiyordu. Kapıkulu
ocaklarını kaldırarak, yerine Anadolu, Suriye ve Mısır Türklerinden
müteşekkil, sadece askerlikle uğraşan, padişahın emirlerine
itaat eden bir ordu kurmak istiyordu. Aynı zamanda saray,
harem ve ilmiyye teşkilatlarında da esaslı değişiklikler düşünüyordu.
Ancak onun bu ıslahat fikirlerine kapıkulu ocakları açıkça
karşı çıkıyor, ilmiyye sınıfı da çekimser davranıyordu. Nitekim
Padişahın hacca gitme arzusunu bahane eden yeniçerilerle sipahiler
ayaklandılar. Öncelikle Padişah'ın hacca gitmekten vazgeçmesi
isteğiyle başlatılan isyan, daha sonra bazı devlet adamlarının
kellesinin istenmesiyle büyüdü. Neticede Sultan Osman Han'ın
hal'i ve Sultan Mustafa'nın ikinci defa tahta geçirilmesiyle
son buldu.
İsyan sırasında Sultan Osman Han'ı ele geçiren
caniler, reva gördükleri ağır ve kötü sözlerle Orta Cami'e
götürerek orada hapsettiler. Genç Padişah'ın maruz kaldığı
hakaretin haddi hesabı yoktu. Yaptıkları eza ve cefa onu boynu
bükük ve perişan bir hale koymuştu. İkinci Osman Han, kendisine
eziyet eden ocak ağalarına karşı ağlayarak; "Dün sabah
Padişah-ı cihan idim, şimdi uryan kaldım; merhamet edip halimden
ibret alın;dünya size dahi kalmaz; hangi padişahın kulları
padişahlarına bu ihaneti ettiler" diyerek yalvardı ise
de, bu sözlerin caniler üzerinde hiçbir te'siri olmadı.
Daha sonra yedikuleye getirilen İkinci Osman
Han'a karşı vezir-i azam Davud Paşa'nın tertibiyle on bir
cellat saldırdı. Genç Osman, güçlü kuvvetli olduğundan bunlarla
uzun müddet boğuştu ise de, içlerinden birisinin omuzuna vurduğu
bir balta darbesi ile yere yıkıldı ve boğularak şehid edildi.(20
Mayıs 1622).
Sultan İkinci Osman Han, heybetli, yüksek
himmet sahibi, yiğit, fevkalade iyi bir binici, silah ve harp
aletlerini kullanmakta pek mahir bir padişah idi. Şeceat ve
binicilikte akranı pek az olup, güzel tavırlı idi. Gençliğinin
en parlak günlerinde tahta çıkıp, tecrübeli, akıllı ve sadık
bir yakınına malik olmayışı, kendisine bu hazin sonu hazırlamıştır.
Zira yapmayı düşündükleri uzun zaman isteyen ve ancak yetişmiş
bir kadro ile mümkün olabilirdi. Sultan Genç Osman dini ilimler
yanında fenni ilimleri de tahsil etmişti.Ayrıca Farisi mahlasıyla
yazdığı şiirlerinin toplandığı bir divanı vardır.
|