|
Osmanlı padişahlarının
otuzikincisi ve islam halifelerinin doksan yedincisi. Küçük
yaşta din ve fen ilimlerini tahsile başladı. Kısa zamanda
Arapça, Farsça ve dini bilgileri çok iyi bir şekilde öğrendi.
Ayrıca boş zamanlarını değerlendirerek ata binmek, kılıç kullanmak,
güreş tutmak, cirit atmak gibi zamanın bütün spor dallarında
pek mahir oldu. Ağabeyi Abdülmecid zamanında veliahd ilan
edilen Abdülaziz bundan sonra devlet idaresi ve Avrupa'nın
siyasetini iyi bir şekilde takibe çalıştı. Abdülmecid Han'ın
25 Haziran 1861'de ölümü üzerine tahta çıktı.
Bu sırada devlet'in durumu son derece karışıktı.
Mali sıkıntı son haddinde idi. Karadağ, Hersek ve Girit'te
büyük karışıklık hüküm sürüyordu. Avrupa devletlerinin müdahalede
bulunacaklarını anlayan Abdülaziz Han yayınladığı bir fermanla
onların Tanzimat konusundaki endişelerini, nisbeten ortadan
kaldırdıi. Mali konulardaki sıkıntının önüne geçebilmek için
israf ve gereksiz harcamaların önlenmesine çalıştı. Rüşvet
ve irtikab işine karışanları şiddetle cezalandırdı.
1862'de Karadağ bölgesinde çıkan isyanı serdar-ı
ekrem Ömer Paşa kumandasında gönderdiği bir ordu ile anında
bastırdı. Mısır'da son yıllarda Osmanlı Devleti'ne karşı bağlılığın
azaldığının farkında olan Abdülaziz Han, bu bölgeye bir seyahat
düzenledi. Mısır valisi İsmail Paşa'ya Hidiv ünvanını verdi.
Gittiği her yerde muhteşem merasimler ve halkın sevgi gösterileri
ile karşılanan Sultan, Mısır'ın payitahta olan bağlılığını
güçlendirdi. Osmanlı Devleti'ndeki müsbet gelişmelerin önüne
geçmek isteyen batılı devletler Girid'de büyük bir isyan çıkardılar
ve adanın beynelmilel bir komisyon tarafından idaresini istediler.
Bunu şiddetle reddeden Abdülaziz Han, bazı imtiyazlarla meseleyi
bir müddet için halletti.
Abdülaziz Han, 21 Haziran 1867'de Fransa,
İngiltere, Belçika, Prusya ve Avusturya'yı içine alan bir
geziye çıktı. Sultan'ın bu gezisi genel barışın sağlanmasında
önemli rol oynadı. Avrupa devletleri ile olan münasebetler
iyileşti. Abdülaziz Han, devlet ve milletin bekası ve huzuru
için gece gündüz çalışırken içte batı hayranı ve mason devlet
adamları her türlü siyasi desiselerle nizam ve intizamın bozulmasına
gayret sarfediyorlardı. Ziya Paşa, Namık Kemal, Ali Süavi
gibi yazarlar halkı Padişah'a karşı düşmanlığa teşvik ederken,
mütercim Rüşdü, Hüseyin avni ve Mithat Paşalar da padişah'ı
devirmenin hesapları içerisindeydiler. Nitekim gözlerini iktidar
hırsı bürümüş bu devlet adamları, 1875'de patlak veren Bosna-Hersek
isyanı ile, ardından çıkan Rus harbini fırsat bildiler. Abdülaziz
Han, ssıkıntılar içinde olmasına rağmen Sırbistan'ı kısa sürede
mağlup etti. Bulgaristan'daki karışıklıkları mahalli kuvvetlerle
bastırdı. Ancak Hüseyin Avni, Mithat, Redif ve Süleyman Paşalar
30 Mayıs 1876 günü Dolmabahçe Sarayı'nı kuşatarak Sultan'ı
tahttan indirdiler.
Abdülaziz Han efradıyla birlikte çeşitli
hakaret ve işkencelere maruz bırakıldıktan sonra 1 Haziran
1876'da Fer'iye Sarayı'na nakledildi. Avni Paşa üç gün sonra,
güvenlik gerekçesiyle saray bahçesine yerleştirdiği adamlarına
verdiği emirle, Kur'an-ı Kerim okumakta olan Sultan'ın bileklerini
kestirerek şehid ettirdi. Hadiseye intihar süsü verilmeye
çalışıldı. Ancak pehlivan yapılı Abdülaziz Han'ın zorbalarla
boğuşması sırasında vücudunda meydana gelen çürükler ile iki
dişinin kırık olduğunu görgü şahitleri ifa'de etmişlerdir.
Zaten tıp ilmi, intihar edecek bir şahsın iki bileğinin damarlarını
kesemeyeceğini belirtmektedir. Şehid Sultan'ın cenazesi 5
Haziran 1876 günü pederi Sultan İkinci Mahmud Han'ın Çemnerlitaş'taki
türbesine defn edildi.
Abdülaziz Han iyi niyetli, dindar, her sabah
Kur'an-ı Kerim okuyan, son derece vakar sahibi bir kimse idi.
Devrin alimlerini sayarak toplar münazaralar yaptırır, kendisi
de bazen bu münazaralara iştirak ederdi. Devlet işlerini bilfiil
kendisi idare etmeğe çalışırdı. Onun en büyük gayesi Devlet-i
Aliyyenin istiklalinin devam etmesi ve halkının refah içinde
yaşaması idi. Bu sebeple ilim ve teknikte ilerlemeeye ve imar
faaliyetlerine büyük önem verdi. 1863'de sahillere deniz fener
leri yapıldı ve devlet şurası kuruldu. 1867'de Sultan'i mektebleri(Liseler),
1868'de sanayi mektebleri, 1869'da Süveyş kanalı açıldı. 1870'de
şark rüşdiyye mektebleri açıldı. Donanmaya büyük önem verdi.
Hind Okyanusu'na kadar donanmamızı göndererek, Osmanlı deniz
gücünü İngilizlere kabul ettirdi. Osmanlı donanmasının birinci
Dünya ve Kurtuluş harpleri sırasındaki muvaffakiyeti, Sultan
Abdülaziz'in donanmaya kazandırdığı bu kudretle mümkün olmuştur.
|