Padişah
Hanımları
Hayırsever
kadınlar
Osmanlı tarihi ele alınırken
padişah hanımları, gündeme ne yazık ki her defasında
menfi bilgiler verilerek ve devleti yıkıma götüren bir
rol biçilerek getirilmiştir. Oysa hanedan kadınları
"Kadınlar saltanatı (1566-1656)" denilen kısa
bir dönem hariç siyasi alanda fazla görülmemişlerdir.
Bu dönem ise genelde padişahların küçük yaşta olmaları
dolayısıyla ortaya çıkmıştır.
Buna karşılık padişah hanımları
ilk devirlerden itibaren saltanat törenleri ve alaylarına
katılmakta, hayranları ve vakıfları ile sosyal hayatı
güçlendirmekte, ihsan ve cömertlikleriyle fakir fukaranın
hamiliğini üstlenmekte ve sosyal kültürü teşvik etmekte
idiler.
Aslında padişah hanımlarının
belirgin özelliklerinin en dikkate değer yönleri cami,
mescid, medrese, çeşme, hastahane ve imaret gibi imar
faaliyetlerinde bulunmaları ve bu girişimleri desteklemeleridir.
Nitekim Orhan
Bey'in hanımı Nilüfer Hatun yaptırdığı hayır
eserleri ile gönüllerde taht kurmuştu. Orhan
Bey'in diğer hanımı Asporça Hatun da yaptırdığı
binalara ve eserlere oğlu İbrahim'i mütevvelli tayin
ettirmişti.
I.
Murad'ın hanımı Gülçiçek Hatun'un Bursa'da bir
cami ile türbesi vardır. Yıldırım
Bayezid'in hanımı Hafsa Hatun Tire'de bir çeşme,
Bademiye' de bir zaviye yaptırmış ve zengin vakıflar
bağışlamıştır. Fatih'in
hanımı Sitti Hatun'un Edirne' de bir camii vardır.
II.
Bayezid'in eşi Bülbül Hatun'un Ladik'te bir
camii, bir imaret, Amasya'da mescid, mektep ve çeşme
Bursa'sa ise bir medrese yaptırarak vakıflarını tanzim
ettirmiştir. Diğer hanımlarından Gülruh Hatun Akhisar
ve Güzelhisar'da birer mescid yaptırmış ve zengin vakıflarda
bulunmuştur. Şirin Hatun ise Bursa ve Mihaliç' te birer
mektep ile Trabzon'da bir mescid yaptırmıştır.
Yavuz
Sultan Selim'in hanımı Hafsa Sultan yalnız hayırları
ile değil iyi kalpliliği ile de büyük nam kazanmıştır.
Manisa'da cami, medrese, tekke, sıbyan mektebi ve imaretten
oluşan mükemmel bir külliye inşa ettirmiştir.
Kanuni'nin
çok sevdiği hanımı Hürrem Sultan'ın imar faaliyetleri
ise o zaman kadar yapılanları gölgede bırakacak derecedeydi.
Hürrem Sultan Aksaray'da kubbeli bir cami ile şadırvan,
imaret, medrese darüşşifa ve mektepten meydana gelen
bir külliye, Mekke ve Medine'de birer İmaret, Cisr-i
Mustafapaşa'da bir kervansaray, cami ve imaret yaptırdı.
Edirne'ye su getirterek, bunları muhtelif çeşmelerden
akıttı. Kanuni'nin kendisine temlik ettiği emlakini
yaptırdığı eserlere vakfederek adını tarihe maletti.
Gülfem Hatun'un ise Üsküdar'da bir camii vardır.
II.
Selim'in hanımı Nurbanu Sultan Üsküdar Toptaşı
tepesinde cami, medrese, darüşşifa , imaret, çifte hamam
ve sıbyan mektebinden meydana gelen mükemmel bir külliye
inşa ettirmiştir. Ayrıca külliyeye gelir getirmek üzere
Cadid Valide Camii civarında Yeşil Direkli hamamı ve
pek çok sebilleri yaptırmıştır.
III.
Murad'ın hanımı Safiye Sultan Eminönü'nde Yeni
Caminin temelini attırmış ancak vefatıyla yarım kalmıştır.
Safiye Sultan ayrıca kendi malından, cihad ve gaza yolunda
yapılan hazırlıklara pek çok katkıda bulunuyordu.
I.
Ahmed'in hanımı Mahpeyker Kösem Sultan, bir
takım siyasi olaylara karışmasının yanında pek çok hayır
eserlere de imzasını atmıştır. Üsküdar'da Çinili Cami
yanında mektep, darülhadis ve sebili, Anadolu kavağında
medrese, mescid ve çeşmesi, Çakmakçılar yokuşunda meşhur
Valide hanı en meşhur eserleridir. Halka karşı son derece
müşfik olan ve iyilik yapmaktan zevk duyan Kösem Sultan
her sene hapishaneleri dolaşarak, borcundan dolayı tutuklu
olanları kurtarırdı. Ayrıca fakir kızları ve kendi yetiştirdiği
cariyeleri zengin çeyizlerle evlendirirdi.
I.
İbrahim'in hasekisi Hatice Turhan Sultan, Safiye
Sultan tarafından temeli atılan Eminönü'ndeki Yeni Cami,
darülhadis, mektep, çarşı, sebil ve türbeden ibaret
muazzam külliyeyi tamamlatarak adını tarihe maletmiştir.
Ayrıca Çanakkale boğazı kaleleri ile yine bu şehirde
bir cami inşa ettirmiştir.
II.
Mustafa'nın eşi Saliha; III.
Ahmed'in hanımı Emetullah; I.
Mahmud'un kadını Alicenab; III.
Mustafa'nın kadını Mihrişah; I.
Abdülhamid'in kadınlarından Ayşe Sineperver
ile Nakşidil cami, mescid ve çeşmeleri ile ünlü hanım
sultanlardır.
I.
Abdülhamid'in kadınlarından Binnaz Kadın bıraktığı
vasiyetnamesinde öldüğü zaman cariyelerinin azat edilmesini
ve ıskat ve devr için fukaraya yüklü miktarda para vakfı
yaptığını, bunların harfiyen yerine getirilmesini belirtiyordu.
Binnaz Kadın vasiyetnamesinin yerine getirilmesine kocasını
memur ediyor ve ondan söz alıyordu..
II.
Murad'ın Hanımlarından Bezmialem Sultan ise
ince ruhlu, duygulu bir kadın olup fakir ve yoksulları
gözetmesi ile İstanbulluların sevgi ve saygısına mazhar
olmuştu. Yaptırmış olduğu Guraba Hastanesi onun insanlık
şefkatinin bir timsali olarak ayakta durmaktadır. Bunlardan
başka Dolmabahçe Camii, mektebi ve çeşmesi ile Rami'de
bir çeşmesi vardır.
Abdülmecid
Han'ın kadınlarından Tirimüjgan ve Perestü,
Abdülaziz Han'ın kadınlarından Nesrin ve Hayrandil,
ve II. Abdülhamid
Han'ın kadınlarından Nazikeda ve Müşfika Kadınlar
iyilik ve cömertlikleri ile meşhur olmuşlardır.
Bibliyografya:
Esad Efendi, Osmanlılarda Töre ve Törenler (Teşrifat-ı
Kadima), sad. Y. Ercan, İstanbul 1979, s. 116
Silahtar Mehmed Ağa, Silahdar Tarihi, c.2, s. 685
Madam Montegü, Türkiye'ye ait mektuplar, TOEM, sene
5, s.410-415
Leslie Le Peirce, Harem-i Hümayun (çev. A. Berktay),
İstanbul 1996, s. 34-45, 75-85, 353-365.
A. Dolphin Alderson, Bütün Yönleriyle Osmanlı Hanedanı
(çev. Ş. Severcan), İstanbul 1999, s. 139-160
İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devletinin Saray Teşkilatı,
Ankara 1984, s.151-153.
Çağatay Uluçay, Harem II, Ankara 1985, s. 38-58.
Çağatay Uluçay, Padişahların Kadınları ve Kızları, Ankara
1985, muhtelif sahifeler. Ahmed Akgündüz, Osmanlı'da
Harem, İstanbul 1995, s. 47-53
Safiye Ünüvar, Saray Hatıraları, İstanbul 1964. M. Anhegger
(Eyüboğlu), Topkapı Sarayında Padişah Evi; Harem, İstanbul
1987, s. 29-31
|