Cariyeler
Cariyeler ve Kadınefendiler taşlığı: Cümle kapısı
holünden Kızlarağası Dairesi ile Kalfalar Koğuşu arasında
devam eden yoldan sola dönülerek Cariyeler Hamamı ile
Kadınefendi daireleri arasındaki geniş ve uzun hole
cariyeler ve Kadınefendiler Taşlığı denilmektedir. 16.
yüzyıl ortalarında karaağalar taşlığıyla beraber inşa
olunmuş. 1665 harem yangınından sonra yenilenmiştir.
Kadınefendi dairelerinin taşlığa bakan cephelerindeki
manzara resimleri, naturalist Türk resminin 18. yüzyıldan
kalan ilk örnekleridir. 16. yüzyıl sonlarında kadınefendi
daireleri yapılmadan önce taşlık Haliç'e doğru bir terasla
açılırdı.
Cariyeler Hamamı: Cariyeler ve Kadınefendiler
Taşlığı'nın sonunda Karaağalar Koğuşu'na bitişik olarak
yapılmıştır. Sarayın en eski hamamıdır. Kubbeli bir
camekân, iki bölümlü ve tonozlu bir ılıklık ve küçük
bir halvet bölümünden ibarettir. Hamamın yanındaki bir
merdivenden taşlığın sol tarafında bir sıra abdest musluğu,
büyük kubbeli hamam girişi, kalfalar dairesine çıkan
merdiven kapısı, onun yanında hamam külhanının giriş
kapısı bulunurdu.
Tam karşısında çamaşırlık, mutfak,
kiler ve aşçıbaşına ait bir oda vardır.
Taşlığın sağ tarafındaki birinci,
ikinci ve üçüncü kapı sırasıyla birinci, ikinci ve üçüncü
kadınefendi odalarıdır. Dördüncü kapı kırk merdiven
diye anılan 52 basamaklı, harem bahçesine inan geniş
bir merdivene açılır. Beşinci kapı padişah sarayı dışında
hiçbir benzeri olmayan cariyeler kopuşuna aittir. Birçok
kalfa odasının bulunduğu üst kat sayesinde cariyeler
koğuşunun galeri katına ulaşılır. Bu durum koğuşun sürekli
olarak kontrol altında tutulduğunun bir işaretidir.
Cariyeler I. Koğuşu: Taşlığın haliç kenarında
Kadınefendi Dairesi ile meşkhane arasında yer almaktadır.
Mermer sütunlarla desteklenmiş asma katı bulunan büyük
bir tek hacimdir. Zamanla sütun araları ahşap bölmelerle
birleştirilmiş, tek tek mekanlar oluşturulmuştur. Mimari
tarihimizde hemen hiç rastlanmayan bu tarz, cariyeler
dairesindeki günlük hayat prensiplerine uygun hale getirilmek
istenmesi sonucu ortaya çıkmış olabilir.
Yirmi, yirmibeş cariyenin oturduğu,
yiyip, içtiği, yatıp kalktığı bu hacim içindeki asma
katlara alttan çıkış imkanı yoktur. Asma katların korkulukları
alt kattakilerin üst kattakileri görmesine engel olacak
kadar yüksektir. Asma kata cariyeler taşlığındaki abdest
muslukları yanında bulunan ustalar dairesinden geçilerek
ulaşılırdı.
Üst katlarda yaşayan cariyeler
ise acemi cariyeleri istedikleri zaman kolaylıkla denetleyebilirlerdi.
Böylece acemileri cariyelerin, cariyeleri kalfaların,
kalfaları ise ustaların farkettirmeden denetleyebildiği
bir sistem ortaya çıkmıştı.
Bu durum koğuşlardaki hayatın
kural ve disiplinlere uymasında, düzenli ve intizamlı
olarak işleyişinde büyük etken olmuştur.
Koğuş büyük ve tek bir ocakla
ısıtılır, ayrıca odalarda mangallar bulunurdu. Odalar
sade olup bizzat sakinleri tarafından duvarlarında süslemeler
yapılmıştır. Cumbalı ve kafesli pencereleri Marmara
Denizi'ne ve Haliç'e bakardı.
Cariyeler yüksek kerevetler
üzerinde yatarlardı. Yatakları yünden yapılmış olup
sertti. Bütün gece dairelerde lambalar yanardı.
Cariyeler Alt Taşlığı: Topkapı Sarayı'nın Gülhane
Parkı ve Arkeoloji Müzesi'ne bakan köşesinde bulunan
üstü açık avludur. Cariyeler Üst Taşlığı'na göre 12
metre daha düşük rakımda yapıldığından burası Cariyeler
Alt Taşlığı adı ile anılır. Taşlığın saray tarafında
harem hastanesi ve mutfağı; sağda harem bahçesine bakan
tarafında hekim odası ve Cariyeler İkinci Koğuşu; Gülhane
Parkı'na bakan tarafta odun deposu; Arkeoloji Müzesi
yönünde ise hamam, ölü yıkama yeri, meyyit kapısı ve
çamaşırlık yer almaktadır.
Kırk merdivenle cariyeler dairesinin
üst taşlığından (Kadınefendiler Taşlığı) inilen
bu alt taşlığın harem bahçesine açılan kapısı cariyeler
dairesi ile harem bahçeleri arasındaki bağlantıyı sağlamaktadır.
Cariyeler İkinci Koğuşu: Cariyeler Alt Taşlığı
ile harem bahçesi arasında kalan cariyelere ait ikinci
koğuştur. Cariyeler Birinci Koğuşu'nun benzeri olarak
inşa edilmiştir. Pencereleri Cariyeler Taşlığı'na bakmaktadır.
Büyük ocağı alt kattan üst kata kadar uzanır. Bu koğuşun
da asma katları ile alt katı arasında merdiveni olmaması
burada yaşayanların da acemiler ve cariyeler diye iki
sınıftan oluştuğunu gösterir.
Cariyeler Hastanesi: 1665 Harem yangınından sonra
Kadınefendi Daireleri cephesi ile büyük biniş önünde
haremi bahçeden ayıran duvarlar kullanılmak suretiyle
yapılmıştır. 40 merdiven sistemiyle cariye taşlığına,
zemin katta harem bahçesi ve karşı yönde meyyit kapısı
ile hasbahçeye açılır. Hastane, payeli revaklarla çevrili
bir avlunun kenarlarındaki mekanlardan ibaret olup yer
yer iki katlıdır. Harem hastanesine girişte sağ tarafta
hastalar odası, sol yanda hastane mutfağı ve hastane
koğuşu yer alır. Koğuş pencereleri cariyeler dairesinin
alt taşlığı olarak anılan taş avluya bakmaktadır. Koğuşla
tüm hastane yapıları gibi dekorsuzdur. Hastanenin altındaki
revaktan meyyit kapısına kadar uzanan kısımda ölenlerin
yıkandığı çok mekanlı ve büyük ocaklı bir gasilhane
mevcuttur.
Cenaze Yıkama Yeri ve Meyyit Kapısı: Haremde
vefat eden cariyelerin ve saray görevlilerine ait cenazelerin
yıkandığı yerdir. Cariyeler alt taşlığının sonunda günümüzde
Arkeoloji Müzesi bahçesine bitişik olan köşededir. Yıkanan
cenazeler, yanındaki meyyit kapısında dışarı çıkarılırdı.
Padişahların cenazeleri ise Mukaddes Emanetler Dairesi'nin
kapısı yanındaki revaklı bölümde bulunan çeşmenin önünde
yıkanırdı. Üçüncü avluya bakan kapı önündeki sette ise
cemaate hal sorma (Tezkiye) yapılırdı.
Ustalar Dairesi: Valide Taşlığı ile cariyeler
Taşlığı yolu arasına yer almaktadır. Her iki avlıya
da geçişleri bulunmaktadır. Valide Taşlığı'na açılan
bölümü daha büyük ve itinalıdır. Bu kısmın Fatih devrinden
kalma olduğu tahmin edilmektedir. Bir hela ve çeşmeli
merdiven girişiyle değerlendirilen zemin kat üzerinde
bir sofa, baş oda ve kiler odasından mürekkep ana daire
yer alır. Burası tekne tonozla örtülüdür. Her iki taşlığı
kontrol eden konumuyla üst düzey harem ustalarına ait
olduğu düşünülmektedir. Girişi cariyeler taşlığından
sağlanan diğer kanada ise doğrudan kesmetaş bir merdivenle
ulaşılır. Bu dairenin 16. yüzyılın harem yapılaşması
sırasında inşa edildiği anlaşılmaktadır. Burada da saray
ustaları ve kalfaların barındığı odalar yer alıyordu.
İşte bu mekânların da içerisinde
bulunduğu haremin bir adı da Darüssaade yani Saadet
Dairesi idi. Cariyeler buraya isteyerek veya istemeden
geldiler. Fakat muhakkak ki dışarıda olan hür kadınların
da arzusunu çeken bir merkezdi burası.
Sakinlerinin kimi padişah hanımlığına,
kimi valide sultanlığa, kimi gözdeliğe, kimi ikballiğe
yükseldi. Kiminin bahtı sonuna kadar açıktı. Kiminin
talihi ise yaver gitmedi. Kimi güldü, kimi üzüldü. Ama
mutlu veya mutsuz ömürlerinden bir kısmını burada sürdüler.
Sonra muhakkak ki o bölüm, hayatlarının en hatırlanacak
ve hasretle yâd edilecek kısmı olacaktı.
Osmanlı Harem hayatı bir sırdı.
Bu sırrın bir parçası olan cariyeler çoğunlukla dışarı
çıktılar. Ancak onlar öyle bir sırdaş idiler ki saray
ve harem hayatı ile ilgili olarak tek bir kelâm etmediler.
Sırları ile yaşadılar ve sırları ile gömüldüler!
Bibliyografya:
Silahtar Fındıklı Mehmet Ağa, Silahtar
Tarihi, İstanbul 1928, c.II, s. 580-582.
Çağatay Uluçay, Harem, Ankara 1985, s. 10-37
Ayşe Osmanoğlu, Babam Abdülhamid, İstanbul 1994, s.
85-87
Safiye Ünüvar, Saray Hatıralarım, İstanbul 1964, s.
70-71.
İsmail H. Uzunçarşılı, Saray Teşkilatı, Ankara 1984,
s. 147-151.
Ahmed Akgündüz, Osmanlı'da Harem, İstanbul 1995, s.
275-293.
Leslie Le Peirce, Harem-i Hümayun ( Çev. A. Berktay),
İstanbul 1996, s. 185-191.
Ahmed Refik, Kadınlar Saltanatı, İstanbul 1332, c. III,
s. 37-40.
M.Anhegger (Eyüboğlu), Topkapı Sarayı'nda Padişah Evi:
Harem, İstanbul 1987, s. 47-52.
Deniz Esemenli, Harem (Türk - İslam Mimarisinde Harem
Kısmı), Diyanet İslam Ansiklopedisi, 16, s. 138-152.
Leyla Saz, Saray ve Harem Hatıraları, Yeni Tarih Dergisi,
II, İstanbul 1958, s. 412-413-415-442.
Şadiye Osmanoğlu, II. Abdülhamid Devrinde Harem Hayatı,
Hayat Mecmuası 1963/1, s.7;1963/15,s. 14-15.
|