<% @LANGUAGE="VBSCRIPT" %> <%Option Explicit %> Ahmet Şimşirgil :: Harem Halkı :: Türk Sultanları online <% Dim veriYolu, veriDeyim, Kayitdizisi, Adi, sql, rsVeri, sayfaNo, id, soru, yazi Set veriYolu = server.CreateObject("ADODB.Connection") veriDeyim = "Provider=Microsoft.Jet.OLEDB.4.0;" &_ "Data Source=E:\pws\calti\calti.mdb" server.mapPath("calti.mdb") veriYolu.open (veriDeyim) id=request("id") sql="SELECT * FROM calti WHERE id = "& id & ";" set soru = veriYolu.Execute(sql) sql="SELECT * FROM calti" set yazi = veriYolu.Execute(sql) %>
 
 
1. Kısım
Türk Sultanları
 
2. Kısım
Türk Sultanları
 
 

.:. Padişah Hanımları

.:. Cariyeler

 


Levha

"Namaz kılmayanlara, oruç tutmayanlara, verdiğim tuz ve ekmeği haram ediyorum. Bu iradem hoca hanım tarafından talebelerine söylensin."

Sultan Mahmed Reşad

 
 
İnceleme: Ahmet Şimşirgil
 

Cariyeler

Hünkâr Kalfaları

Harem kadınlarının yükselebilecekleri en yüksek makamdır. Görevleri padişahların hizmetlerini görmek , padişahın günlük işleriyle uğraşmak, yemeği hazırlamak şeklinde sıralayabiliriz.

Bu kadıların aralarındaki rütbeler şöyledir;

Hazinedar ve Hazinedar Usta; Padişahların hususi ve şahsi hizmetlerini görenlere hazinedar adı verilirdi. Hünkar kalfaları özellikle bunlar için kullanılan bir tabirdir. Hazinedarların en önemli görevleri hükümdarın şahsi hizmetini görmekti. Hazinedar usta padişahın yanında oturabilirdi, odasına girip çıkabilirdi. Ayrıca haremdeki hazinelerin bütün anahtarları da hazinedar ustada bulunmaktaydı.
    Saray ustaları, cariyeler dairesinde Valide Sultan Taşlığına istedikleri zaman geçebilecek durumda olan ayrıcalıklı kişilerdi. Evlenmemiş, uzun süre sarayda yaşamış, tecrübeli saray hanımları arasında ustalığa yükselmek ancak padişahın ve ailesinin güven ve takdirini kazanmakla mümkündür.

Kâhya Kadın: Haremin teşrifatçısıdır. Resmi günlerde düğünlerde, merasimi o idare ederdi. Yanında mühr-i hümayun bulundurulurdu. Kendine has cariyesi ve maiyeti vardı. Bunların dışında daha küçük görevlerde bulunan cariyeleri şu şekilde sıralayabiliriz.

Çaşnigir Usta:
Sarayın çamaşır ve yatak takımlarına bakan ustalara denir. İlk çamaşırcı kadına Yavuz döneminde rastlanmaktadır.

İbrikdar Usta: Kahve işleriyle meşgul olanlara denirdi. Törenlere gelen kadınlara ve sultanlara kısa zamanda kahve hazırlayıp takdim etmek bunların vazifesiydi.

Kutucu Usta: Sultanların, kadın efendilerin ve ikballerin hamamda yıkanmasına yardımcı olan ustaya denirdi.

Kilerci Usta: Padişahın kilerine ve kiler takımlarına bakan kalfaların reislerine denirdi. Padişaha ait şerbetler, meyveler, çerezler hünkarın kilerinde saklanmaktaydı.

Kâtibe Usta: Haremin disiplinini, teşrifat ve nizamını sağlayan amire denir. Bunların haremde hastalar ustası, ebeler, şehzadelere süt emzirmek için tutulan dayeler ve padişahın çocuklarına bakan dadılar vardı.

Has Bahçe Safaları

    Haremde yaşayan kadınlar zaman zaman serbest bir şekilde bahçelerde ve mesirelerde halvet denilen eğlenceler tertip ederlerdi. Halvet günü üçüncü avlu tamamıyla boşalır, bahçenin görülebilecek yerleri halvet bezleri ile örtülürdü. Bahçede kadınların ve cariyelerin dolaşacağı yollar üzerine ve etrafına çadırlar kurulurdu. Böylece kapalı sokaklar ve oturma yerleri meydana getirilirdi. Ayrıca oturulacak, namaz kılınacak, oynanacak, eğlenilecek ve yemek yenilecek çadırlar da kurulurdu.
    Harem ağaları "halvet" diye bağırınca nöbetçilerden başka bütün saray halkı belirlenen gezinti alanına dağılırdı. Kadınlar yeşillikler içinde eğlenip sohbetler ederken kızlar da kelebekler misali daldan dala, çiçekten çiçeğe uçuşurlar vaktin nasıl geçtiğini bilmezlerdi.
    Akşam üstü, yine harem ağalarının halvet sadaları onları sanki tatlı bir rüyadan uyandırırdı. Kızlar bahçenin yaprakları, meyvaları, çiçekleri ellerinde, bütün günkü keyiflerin hikayeleri dillerinde yerlerine dönerlerdi. Bu eğlenceler baharın ve yazın birkaç defa tekrarlanırdı.
    Bazan bu gezintiler İstanbul'un en ünlü mesire yerlerinden birine yapılır ve burası genellikle Sadabad olurdu. Bu tip eğlencelere Beylik Gezintiler denilirdi.
    Gidilecek yerde çadırlar yine halvet sokaklarıyla birbirine bağlanırdı. Öyle ki kadınlar ve cariyeler serbestçe sokaklarda yürüyebilir, bir çadırdan öbürüne hiç kimseye görünmeden gidebilirlerdi. Dışarıda yeşil renkli çadırların, ağaçlar, çiçekler ve yeşillikler arasında kurulması, oraya yepyeni bir görünüş verir, gönüllere huzur ve ferahlık getirirdi.
    Beylik geziler Cuma günleri yapılırdı. Baş ve ikinci katibe gezintinin nereye yapılacağını ve hangi cariyelerin katılacaklarını haremde ilan ederlerdi. Geziye katılacaklar büyük bir sevinç içinde en güzel elbiselerini giyerler ve gidişe hazırlanırlardı.
   Arabalarla eğlence yerine varan ekip akşama kadar türlü oyunlarla eğlenir, yemekler yenir ve neşe içerisinde saraya dönerlerdi.
    Kışın ise eğlenceler sarayda yapılırdı. Cariyeler kendi aralarında bekiz, kös ve sürme (dokuz taş) denilen oyunlar oynadıkları gibi düğün ve bayram günleri de onlar için eğlencenin ve mutluluğun unutulmaz vakitleri olurdu.

Saray Hayatı ve Sonrası

    Görüldüğü gibi padişahın oğulları, kızları, hanımları ve görevlileri ile yaşadığı yüzlerle ifade edilen odadan müteşekkil evinde ortaya çıkacak en mühim konu cinsellik değil, oradaki hizmet üniteleridir. Bunda ise padişahın eşi olmaya namzet olanlarının dışındakilerde, güzellik yerine liyakat ve ehliyet aranırdı.
    Osmanlı Devleti'nin kuruluş ve genişleme dönemlerinde haremdeki cariyelerin sayısı fazla değildi. Genel olarak şehzadelerin küçük yaşta sancağa çıkarılmaları sebebiyle anneleri ve maiyyeti halkı da beraber gidiyordu. Bu sebeple haremdeki hizmetli cariye sayısı oldukça düşüyordu.
    Haremdeki cariye sayısı veraset sisteminin değişmesi ve şehzadelerin sancağa çıkarılma usulünün kaldırılıp haremde alıkonulmaları başladıktan sonra süratle artmıştır.
    Haremdeki cariyelerin miktarını gösteren ilk liste I. Mahmud Han zamanına aittir. Buna göre haremdeki cariye sayısı 456 idi. Bunların 80 tanesinin altı şehzade dairesinde hizmette olduğu düşünülürse rakamın neden arttığı kolay anlaşılır.
    Cariyelere verilen gündelikler haremdeki eskiliklerine göre değişiyordu. 1652'de cariyelerin ortalama maaşı günde 8.7 akçe akçeydi. II. Mahmud Han zamanında haremdeki 298 cariyenin gündelikleri derecelerin göre 100 ila 30 akçe arasında değişmekteydi.
    Cariyelerin giyecekleri de hazineden verilirdi. Ayrıca düğünlerde, bayramlarda ve doğumlarda ziyafetler çekilir, ihsanlarda bulunulurdu.
    Bütün bunlar cariyelerin çok iyi durumda olduklarını göstermektedir. Buna rağmen bazı yabancı yazarlar cariyelerle alâkalı akıl dışı iddialar, iftiralar ve hezeyanlar savurmuşlardır.
    Harem teşkilâtı üzerinde ciddi araştırmalarda bulunan tarihçiler ve haremi bizzat görmüş bulunanlar bu yanlışlara yeri geldikçe işaret etmişlerdir.
    Çağatay Uluçay, "Öncelikle cariyelerin hepsi padişahın odalığı değildir. Padişah yüzlerce cariye içinden ancak birkaç tanesiyle ilgilenir, diğerlerini ne bilir ne de görürdü." demektedir.

devamı   
 
Bu yazı Tarih ve Düşünce Dergisi'nden alınmıştır.