Cariyeler
Cariyelerin
saraya alınmalarının ikinci yolu devlet adamlarının
bunları padişaha armağan etmeleri idi. Başta sadrazam
olmak üzere divan azaları, valiler, sancak beyleri,
padişahın kızkardeşleri yetiştirdikleri veya satın aldıkları
cariyeleri padişaha sunarlardı.
19. yüzyılda, Osmanlılarda esirlerin
alınıp satılması yasak edildi. Buna rağmen Kafkasyalılar
kendi rızaları ile kızlarını saraya vermeye devam ettiler.
Hareme alınan kızlar ilk olarak
ebeler ve hastalar ustası tarafından muayene edilirdi.
Hastalıklı olanlar veya uykusu ağır, horlama vs. bir
kusuru bulunanlar derhal sahiplerine geri verilirdi.
Saraya cariyesi olanlara ilk
olarak güzellikleri, karakter ve fiziki görünüşleri
dikkate alınarak münasip bir isim verilirdi. Verilen
bu isimler genellikle Farsça olurdu. Çeşm-i Ferah, Hoşneva,
Mahcemal, Laligül, Şevkiâlem, Handeru, Ruhisar, Nergiz-eda,
Neşeyab, Safinaz, Eda-dil, Şayeste, Mahitab gibi.
İsimlerinin herkes tarafından
çabuk ve kolaylıkla öğrenilebilmesi için ilk zamanlarda
bir kağıda yazılı olarak herkesin ismi iğne ile göğüslerine
iliştirilirdi.
Hareme gelen yeni kızlara acemi
denilirdi. Bunlara ilk olarak usta cariyeler tarafından
terbiye, nezaket ve büyüklere karşı hürmet gibi edeb
ve ahlak kuralları bütün ayrıntılarına kadar nazari
ve tatbiki olarak öğretilirdi. Hareme ait hatıralar
okunduğu zaman cariyelerin ne kadar kibar ve saygılı
oldukları görülecektir.
Yine ilk olarak öğretilen Kur'an-ı
Kerim okumaktı. Ayrıca günlük ibadetlerini yapacak bilgilere
sahip olmaları arzu edilirdi. Abdest, namaz, oruç bilgileri
hergün belirli aralıklarla verilirdi. Namazın vakti
girer girmez hep beraber kılarlardı.
Sultan Mehmed Reşad, haremdeki
kadınlar için hoca tayin edilen Safiye Ünüvar'a şu iradeyi
tebliğ ettirmişti. "Namaz kılmayanlara, oruç tutmayanlara,
verdiğim tuz ve ekmeği haram ediyorum. Bu iradem hoca
hanım tarafından talebelerine söylensin."
Bunun üzerine Safiye Hanım sınıfın
kapısına şu levhayı yazdırıp astırmıştı. "Namaz
kılmayan, oruç tutmayan dershaneden içeri giremez."
Kur'an-ı Kerim ve din
bilgileri yanında cariyeler dikiş dikmek, dantel işlemek
ve örgü örmek gibi işleri de öğrenir ve meşgul olurlardı.
Günümüze kadar uzanan eşyaları ve elbiseleri onları
bu dikiş ve nakış işlerini mükemmel bir şekilde yaptıklarını
göstermektedir. Bütün bu faaliyetler incelendiğinde
harem bir kültür okulu, ahlak ve nezaket yuvası olarak
karşımıza çıkmaktadır. Eski saraylılar yeni gelen acemi
cariyelere;
" Sarayda terbiye olmayan hiçbir yerde terbiye öğrenemez.
Burası terbiye mektebidir." derlermiş.
Hizmet
ve Yükselme yolu
Saraya
yeni alındıklarından acemi tabir olunan cariyeler, güzelliklerine
ve kabiliyetlerine göre, çeşitli hizmet sınıflarına
ayrılırlardı. İçlerinden en kabiliyetli, zeki ve güzel
olanları terbiye edilmek üzere padişahın yakın hizmetkarları
demek olan hünkar kalfasına ve özellikle de haznedar
ustalara teslim olunurlardı.
Bunlar geleceğin müstakbel hanım
sultanlığına ve valide sultanlığa namzet idiler.
Cariyelerin yüzde 90'lık çok
büyük bir bölümü ise haremde çeşitli hizmetlerde istihdam
olunmak üzere kalfaların ve ustaların yanına verilirlerdi.
Cariyelerin eğitimlerinin yanı
sıra aynen Enderun'daki
içoğlarına benzer şekilde, çeşitli birimlerde hizmet
yoluyla yükselme yolları mevcuttu. Her iki teşkilatta
da eğitime yeni başlayanlar Büyükoda ve Küçükoda denilen
iki odada toplanırdı.
Daha sonra Enderundaki seferli,
kiler ve hazine odalarına karşılık haremde kiler, külhan
ve hazine odaları mevcuttu. Bu görevde iken cariyelerden
bir kısmı genellikle taşra hizmetine çıkan Enderunlu
gençlerden biri ile evlendirilirlerdi. Haremde kalanlarsa
en yüksek iki hizmet alanı olan Hasoda ve Darüssaade
odalarında vazife yaparlardı.
Bu üst seviyedeki grupların
üyeleri padişahın veya valide sultanın şahsına hizmet
ettiklerini belirten ünvanlar taşırlardı. Hasoda'da
silahtar; çukadar, rikabdar, tülbent ağası, sır kâtibi;
harem de ise berber usta, çaşnigâr usta, kahveci usta,
ibrikdar ve kâtibe usta.
Kalfalar
Kalfa:
sarayda bir müddet hizmet görüp ilk acemilik devrini
geçirmiş ve tecrübe kazanmış cariyeler için kullanılan
bir tabirdir. 16. yüzyıldan önce kalfa yerine bula tabiri
kullanılıyordu.
Kalfalar bulundukları dairenin
bütün işlerini emrine verilen cariyelerle ifa ederlerdi.
Kıdemlerine göre, büyük kalfa, ortanca kalfa ve küçük
kalfa diye üç gruba ayrılmışlardı. Dairelere verilen
kalfaların en eskisi ve yaşlısı, o dairenin büyük kalfasıdır.
Emrinde ortanca ve küçük kalfalar bulunurdu. Büyük kalfa
ağır işler yapmazdı. Kalfalar, yanındaki cariyelerle
bir haftalık daire nöbeti tutarlardı. Perşembe günü
bütün daireyi temizlemek usuldendi. Buna Perşembe hizmeti
adı verilirdi. Cuma günü, nöbeti öbür kalfaya teslim
ederler, sıraları gelinceye kadar dinlenirlerdi.
Yine bir hafta süre ile yemek
nöbeti tutarlardı. Her dairenin kalfası yanındaki cariyelerle
beraber, tablakarların getirmiş oldukları yemekleri
içeri alırlar, kurulmuş olan sofralara dağıtırlardı.
Sofraları temizleme ve kabları yıkama işini acemi cariyeler
yaparlardı.
Sarayın en eskilerinden bir
iki kişinin maiyetinde, her gece 10-15 kalfa nöbet tutardı.
Haremin Hünkar sofasında yatsıdan sabaha kadar oturup
ikişer üçer, bütün daireleri ve bahçeleri dolaşırlardı.
Bunlara nöbetçi kalfalar denilirdi. Gece bir kaza veya
hastalık olursa hemen baş kâtibeye haber verirlerdi.
Her ay başında haremde genel
temizlik yapılırdı. Bunlardan da anlaşıldığı üzere harem
de temizliğe çok dikkat edilirdi.
Kalabalık miktarına rağmen harem
de ulvi ve dikkat çekici bir sessizlik hakimdi. Özellikle
yaşlı kalfalar, buraya ciddi ve ağırbaşlı bir çalışma
havası verirlerdi. Herkesin işi belli olup kimse kimseye
karışmazdı.
Acemilikten yetişmiş kalfalar dışarıya
çıkmak ve evlenmek isterlerse onların istekleri göz
önünde bulundurulurdu. Buna kalfaların çırak edilmesi
adı verilirdi.
Kalfaların bazı dönemlerde Valide
Sultanlar gibi Osmanlı Devlet idaresine etki ettikleri
söylenmektedir ve buna örnek olarak Canfeda Kalfa'nın
Nurbanu Sultan'ın yanında yer alarak III. Murad'a tesir
ettiği nakl edilmektedir.
Bu kalfaların arasında en üstün
ve önemlileri Hünkar kalfaları bir diğer adıyla Ustalar/
Gedikli Cariyelerdir.
|