|
|
|
 |
 |
|
Harem Halkı
|
| İnceleme:
Ahmet Şimşirgil |
|
Bu yazı Tarih ve Düşünce
Dergisinden alınmıştır. |
| Harem Nedir? |
Harem lûgatte korunan, mukaddes ve muhterem yer anlamına
gelir. Ev, konak ve saraylarda genellikle iç avluya
bakacak bir şekilde planlanan, kadınların yabancı
erkeklerle karşılaşmadan rahatça günlük hayatlarını
sürdürdükleri kısımdır. Burada yaşayan kadınlara da
harem deniyor olması, İslamiyet'in bu bölümlere, özellikle
hane kadınlarıyla belirli bir kan bağı dışında kalan
erkeklerin (nâmahrem) girişini yasaklamasından kaynaklanır.
Osmanlı devlet teşkilâtında
harem-i hümâyûn tabiri hem haremi hem de enderunu
içine alır. Enderun padişah, saray ve devlet hizmetinde
bulunacak erkeklerin, harem ise ikametgâh görevinin
yanında kadınların yetiştirilmesi için bir eğitim
müessesesidir. Bu bakımdan hareme yüksek dereceli
kadınlar akademisi de denilebilir. Burada en alt kademe
olan cariyelikten ustalığa kadar bir terfi sistemi
bulunmaktadır.
Haremin bu son
derece çarpıcı ve ilgi çekici yönü ne yazık ki, hep
geri plana itilmiş ve yeterince değerlendirilmemiştir.
Buna karşılık harem hayatının gizliliği ve mahremiyeti
herkese malum olduğu halde özellikle batılı yazarlar
tarafından hiç bilinmeyeni en bilinen kısmıymış gibi
harem hakkında anlatılanlar basit ilişkiler üzerine
kurulmuştur. Buradaki bilgilerle senaryolanan çeşitli
film, roman ve tiyatrolarda da maalesef çok geniş
bir teşkilata sahip bulunan haremin asıl fonksiyonu
göz ardı edilmiş veya maksatlı olarak unutturulmaya
çalışılmıştır.
Oysa son yıllarda
harem üzerine yapılan yerli ve yabancı bilim adamlarının
yaptıkları çalışmalar Osmanlı sarayının harem bölümünün
padişahın evi ikametgâhı olmasının yanısıra dünyada
eşi benzeri görülmeyen bir mektep hüviyetinde olduğunu
gözler önüne sermektedir.
Harem-i Hümayun
hakkında on yıllık yorucu bir mesai sonunda arşiv
belgelerine dayalı bir doktora tezi hazırlayan Amerikalı
uzman Leslie Peirce "Biz batılılar İslam
toplumunda cinselliği saplantı haline getirmek gibi
eski ama güçlü bir geleneğim mirasçılarıyız. Harem,
müslüman cinsel duyarlılığı üzerine kurulu Batı efsanelerinin
kuşkusuz en yaygın simgesidir" dedikten sonra
haremin amaç ve teşkilatı hakkında verdiği bilgiler
aleyhteki iddialara en güzel cevaptır.
"Hanedan
ailesi üyeleri için harem bir ikametgâhtı. Sultan
ailesinin hizmetkârları için ise bir eğitim kurumu
diye tarif olunabilir. Genç kadınlar sadece padişaha
uygun cariyeler ve annesiyle diğer ileri gelen harem
kadınlarına nedimler sağlamak amacıyla değil, aynı
zamanda askerî/idarî hiyerarşinin tepesine yakın erkekler
için uygun eş sağlama amacıyla eğitilirlerdi. Enderun,
saray içinde padişaha kişisel hizmet yoluyla erkekleri
nasıl saray dışında hanedana hizmet hazırlıyorsa,
harem de kadınları padişah ve annesine kişisel hizmet
yoluyla dış dünyadaki rollerini almaya hazırlıyordu.
Azat edilerek enderun
mezunları veya diğer görevlilerle evlendirilen bu
kadınların payına da kocalarının oluşturduğu erkek
hanelerini (selamlık) tamamlayan haremler oluşturmak
düşerdi.
Sultan hanesinin kurduğu
teşkilat ve eğitim kalıbı bu köle evlilikleri vasıtasıyla
çoğaltılarak Osmanlı yönetici sınıfının sosyal ve
politik temelini oluşturuyordu. Saray eğitim sisteminin
-hem erkek hem de kadınlar için- ana hedeflerinden
biri hükümran hanedana sadakatin aşılanmasıydı. İmparatorluk
elitini sarmalayan bağları erkekler kadar kadınlar
da sürdüğü için elitin sadakatinin odağında sadece
padişahın kendisi değil, aynı zamanda sultan hanesinin
kadınları, yani bir bütün olarak haneden ailesi vardı."
Yine 17. yüzyıl
bazı batılı yazarlardan haremin gizliliğinin yaznısıra
harem hakkında konuşamların da fanteziler üretmekten
başka bir şey yapmadıklarını gözlemlemek mümkündür.
"Sarayın, ikinci
avluya girmelerine izin verilen yabancıların gidebildiği
kadarını gördüm... İçeriyi görmedim. Ama hükümdarlarına
karşı huşu duyduklarını gösteren şahane bir sessizlik
ve saygı içindeki sonsuz bir görevliler ve hizmetkârlar
kalabalığı ile karşılaştım." (Henry Blunt,
A Voyage into the Levant, 1638).
"Kadınlar dairesine
ilişkin bir bölümü buraya, okuyucuya bu daireyi iyi
bilmenin imkânsızlığını anlatabilmek için dahil ediyorum...
Buraya erkeklerin girmesi yasaktır ve bu yasak Hristiyan
manastırındakinden çok daha büyük bir dikkatle uygulanır...
Sultanın aşk hayatının
niteliği gizli tutulur. Bunun üzerine konuşmayacağım
ve bu konu hakkında hiç bir bilgi edinemedim. Bu konuda
fantezi kurmak kolay ama doğru bir şeyler söylemek
alabildiğine güçtür." (Jean-Baptiste Tavernier
Nottvelle Relation de l'interieur du serrail de Grand
Seigneur, 1675).
"Kardeşim, Osmanlı
imparatorlarının sarayı konusundaki merakını herkesten
kolay giderebilirim. Çünkü yirmi yıldan fazla bir
süredir bu sarayın içine kapalı kalmış biri olarak
güzelliklerini, yaşam tarzını, disiplinini gözlemleme
zamanım oldu. Çeşitli yabancı gezginlerin bir kısmı
dilimize de çevrilmiş olan bir çok fantastik tasvirine
inanılacak olursa b sarayın büyülü bir yer olmadığını
hayal etmemek güçtür... Fakat sarayın asıl güzelliği
içinde gözlenen düzende ve burada yaşayan güçlü kişilerin
hizmetine bakacak olanların eğitiminde yatar." (François
Petis de la Croix, Ett General de l'Empire Ottoman,
1695).
Osmanlı Sarayı'nın
harem bölümünde kimler yaşadı? Vazifeleri nelerdi?
Nelere sebep oldular? Acı ve tatlı hatıraları ve tarihi
gerçekleriyle bir yazı dizisi. | |
|
|
|
 |
|