|
|
|
 |
 |
|
Gerçek Hikayeler
|
|
|
HİÇ DÖNÜP BAKILIR MI HIZIR'A
Seyyid Fehîm hazretlerinin Van'dan ayrılmasından
sonra Mustafa Efendi onun hasret ateşiyle sararıp soldu. Kimseye bakmaz
ve sokağa çıkmaz olmuştu. Bunun üzerine kendisine Sofu dediler. Sofu
Mustafa Efendi bir kış günü annesine; "Anneciğim heybemi hazırla
Arvas'a gideceğim." dedi. Annesi durumunu ve hocasına olan derin
sevgisini bildiğinden; "Etme oğlum bu karda kışta evden dışarı
çıkılmaz. Aç kurtlar seni yerler. Gitme. Bahar yaklaşıyor. Biraz bekle.
O zaman gidersin." dedi. Lâkin onun kararlı olduğunu anlayınca,
çâresiz heybesini hazırladı. Mustafa Efendi hediye olarak Arvas'ta
büyük ihtiyaç olan bir küp kandil yağı da alarak yola koyuldu. Soğuk
dondururken, kurtlar yiyecek ararken dağ dere demeyip gece gündüz
yola devâm etti. Yol, yüz kilometre kadardı.
Sofu Mustafa Efendi yüksek bir dağ tepesindeyken karşısına biri çıktı
ve; "Oğlum! Aç isen sıcak yemek vereyim. Nereye gidiyorsan ben
götüreyim." dedi. Genç âşık onunla oturup konuşmadı. Yoluna devâm
etti. O devamlı Seyyid Fehîm hazretlerini düşünüyor, onun aşkı damarlarındaki
kanı ısıtıyor, kendini ona o kadar yakın hissediyor, karşısındaki
hayâlini; "Çabuk gel, seni bekliyorum." der halde görüyordu.
Geri dönmek aklının ucundan geçmiyordu. Nihâyet bir akşam vakti Arvas
Câmiinde ezân okundu. Seyyid Fehîm hazretleri mihrâba geçmeyip biraz
durdu. Halbuki böyle yapmazlar, ezan okununca mihrâba geçer, imâm
olur, huzûr içinde namaza dururdu. Talebeleri ve cemâat; "Bunda
bir hikmet vardır." düşüncesinde iken Seyyid hazretleri; "Bir
yolcumuz geliyor. Kendisi farkında değil ama nerede ise donacak."
buyurdu. Hakîkaten biraz sonra kapıdan içeri Sofu Mustafa Efendi girdi.
Buzdan kardan bir adam gibiydi. Seyyid Fehîm hazretlerinin emriyle
papuçlarını ve paltosunu çıkardılar. Sobayı yaktılar. Genç âşık kendine
gelince hocasının o mübârek ellerini muhabbet ve eşsiz aşkı ile öptü,
öptü. Ağladı öptü. Karada ölümle savaşan, kendini suya atmak için
çırpınan bir balığın suya kavuşması, deryâya dalması gibi rahatladı.
Herkes bu hâle şaşa kaldı. O zaman Seyyid Fehîm hazretleri âşık gence;
"Peki yolda karşına çıkıp, sana yardım etmek isteyeni tanıdın mı?
O Hızır aleyhisselâmdı. Niçin yardımını istemedin?" buyurdu. Âşık
genç; "Efendim! Tanıdım size selâmı var, ama o anda sizinle öyle
bir huzurda idim, kendimi bütün varlığımla size öyle vermiştim ki,
Hızır aleyhisselâmla konuşmakta bir fayda görmedim. Ben ona güvenerek
değil, aşkınıza tutunarak geliyordum. Her adımda size biraz daha yaklaşıyor,
karşımda sizi daha net görüyor, himmetinizi her zerremde hissediyordum.
Beni bana bırakmıyordunuz." dedi. Sonra namaza durdular.
|
|
|
|
 |
|