Son günlerde, üç kıtaya serpilmiş Türk tarihi eserlerinin tahribi ile yakından
ilgilenmeye başladık. Gerçekten takdir edilecek bir hassasiyettir. Sonuna kadar
götürmekte fayda var. Türkiye hudutları içindeki tarihi eserlere de, boş bir zamanımızda bakıversek
ne kadar iyi olur. Rahmetli Mimar Sinan’ın Bosna’dan, Mekke-i Mükerreme’ye kadar serpiştirdiği
eserlerinin Anadolu’daki bölümü, hatta İstanbul’da olanları ne durumda? Ben
söyleyeyim; acil yardıma muhtaç bir haldedir. Yıkıcıya ihtiyaçları yok. Zira
bakımsızlıktan yıkılıyorlar. Anadolu’daki hemen her vilayette, Selçuklunun ve Osmanlının iktisadi hayatında
önemli yeri olan TAŞ HANLARIN, tamamına yakını mezbelelik haldedir. Çoğu vakıfların olan bu tarihi yapıların, yarıdan fazlası, her nasıl becerildiyse,
özel mülkiyete geçirilmiş. Vakıflara arta kalanların ise, kiraları aynı bölgedeki
emsal özel mülklerle kıyaslanamaz gülünçlüktedir.
Böyle gelir kaynakları çarçur edilince, o ildeki diğer vakıf eserlerin bakımları
yapılamıyor. En taze bir misal, Malatya-Battalgazi ilçesindeki Kervansaraydır.
Battalgazi Belediye Başkanının özel gayretleri ile hiç olmazsa hayvan bağlanmaktan
kurtarılmıştır. Hani vakıfların ilgisi. Bakımsızlıktan birilerinin üzerine bir
gün yıkılabilir. İstanbul’da senelerdir yazdığım, devlet büyüklerine söylemekten
artık utanır olduğum; Okmeydanı’ndaki menzil taşlarına bir hayırsever el atamadı.
Kültür Bakanımız Sayın İstemihan Talay’a yalvarırcasına arz ettiğim bu konu,
henüz sırası gelip ele alınamadı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımıza da
durumu arz ettim. Bir projeleri olduğunu, ele atacaklarını söylediler ama henüz
oradan da ses gelmiyor.
Okmeydanı’nda, İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğünün yaptırdığı envantere göre,
121 adet tarihi eser niteliği olan Menzil taşı vardır. Bunlardan bugün ayakta
olanı, on adedi geçmez. Büyük bir kısmı Yahudi mezarlığında yerlere serilmiş
haldedir. Yani bazı diğer işlerimiz gibi, onlar yere serilivermiş. Yani ölü
gibidir. Üçüncü Selim Han’ın, bir sanat eseri olan menzil taşı mezbelelikte,
yıkılmayı beklemektedir.
Tarih bilgisi, sevgisi, milletleri ayakta tutan dört ana direkten biridir. Okmeydanı
dünyada ilk spor kompleksidir. İçine kirli elbise ile girilmezdi.
Hudutları Fetih Tepe’den başlar, Kulaksız, Kasımpaşa ve Hasköy sahillerini katedip,
Kağıthane-Karaağaç tepelerinden geçer. 15 kilometrekareye yakın bir alandır.
Bu saha, Anadolu’da bir şehrin meskun sahası kadardır. Her yeri gecekondu işgallerindedir.
Bu boynu bükük taşlar hiç olmazsa, bir yere toplanarak, nerelerden geldiği ve
kimin adına olduğu, bir bilgilendirme plaketi ile süslense, çok mu masraf olur.
Son günlerde Kültür Bakanlığımız, Anadolu kültürüne önem vermektedir. Hatta
son yayınlarından birçok kitap, Türk mimarisi ve sanatı üzerinedir.
Biraz da bu kitaplarda adı geçen eserlerin kendilerine yönelsek çok mu masraf
olur? Türkün tarihini ayağa kaldırsak, yoksa birileri bize kızar mı?
Okmeydanı’na yapılacak masraf, kaplumbağa terbiyecisi tablosunun antik bedelinden
çok olmasa gerek. Böyle müzayedelere müdahale bizi sevindirir. Ancak, tarihi
telif eserlerin alınıp satılması kanununu Meclisten geçirmek lazım. Bunu gündeme
getiren Sayın İstemihan Talay, yasalaşması için, bir kampanya başlatmalıdır.
Tarihi telif eserler el altından değerinin onda biri fiyatla yurt dışına kaçabiliyorsa;
sebebi bu işin yasallaşmamasındandır.
Okmeydanı için yapılacak çalışmalara, gönüllü olarak katılmayı kendime vazife
edindim. Bu çalışmaları yapmaları kanuni görevleri olanları da göreve davet
ediyorum.
Siz ülkedeki tarihi eserleri korumazsanız, eloğlu gücünün yettiğine kazmayı
vuruverir. " |