Her sene Haziran ayı sonlarında düzenlenen Kırkpınar güreş müsabakaları, Türk
ata sporunun en önemli basamağıdır. Bunu biz Türkler bildiğimiz gibi, bütün
dünya da böyle bilir.
Ancak geçenlerde birkaç gazeteye birden beyanat veren bir spor akademisi profesörü;
bu ata sporumuzun, Türklere ait olmadığını ve Yunan sporu olduğunu söyledi.
Tabii konuşan spor profesörü olunca da gazeteler, doğru söyler diye bu safsatalara
yer ayırmışlar.
Sayın profesör diyor ki:
“Bu yağlı güreşler, Türk sporu değildir. Yunanlılardan alınmıştır. Zira kıspet
içine el sokarak güreşmek ve insanın mahrem bölgelerine el değmesi Müslümanlığa
aykırıdır. Kırk kişinin güreşerek ölmesi, tamamen uydurma bir hikayedir. Eğer
gerçek diyenler varsa, bana göstersinler, gidip bu kırk kişinin ruhlarına fatiha
okuyayım...”
Türklerin Avrupa’ya ayak basmalarından sonra, iki yaka arasında gidip gelmeler
çoğaldı. Bu arada Balkanlara doğru bir ileri harekat da başladı. Bu harekata
katılanlar, 40-50 kişilik özel görev kuvveti şeklindeki birlikler idi. 1361
senesinde böyle kırk kişilik bir kuvvetin askerleri, akın görevi sırasında mola
verdikleri bir çayırlıkta, kendi aralarında ikişerli eşleşerek güreş tutarlar.
Yenişenler istirahate çekilirler. Ancak iki cengaver yenişemezler ve güreşe
devam ederler. Her ne kadar arkadaşları bırakın dedilerse de, onlar devam ederler.
Herkes yatmıştır. İkisi halen güreşteler. Sabah namazı vaktinde birliği uyandıran
müezzinleri, iki arkadaşlarının birbirlerine sarılmış vaziyette şehid olduklarını
görür. Birlik efradı, bu arkadaşlarını dualarla, vefat ettikleri çayırda, bir
incir ağacının altına defnederler. Birlik ileri görevlerine hareket eder. Görev
bitiminde dönüşte aynı çayırlığa geldiklerinde, arkadaşlarını defnettikleri
incirin altından, buz gibi bir pınarın kaynamakta olduğunu sevinç ve hayretle
görürler.
Etraf köyler bu kaynayan yeni pınara, “Kırklar Pınarı” adını verirler. O tarihten
sonra, civar köylerin delikanlıları o çayırlıkta güreşler tutarlar. Daha sonraları
bu adet bölgeye ve tüm Osmanlı mülküne yayılır. Bu güreşler o zaman yağlı değil
idi. Osmanlı devletinin sonlarına doğru yağlı hale gelmiştir. Yağlı güreşte
rakibinin herhangi bir yerinden tutmak mümkün olamamaktadır. Ayak bileğinden
ve paçalardan tutmaya izin vardır. Asıl güreşte kıspet içine el sokmak yoktur.
Bu usul daha sonraları bazı kişilerce bozulmuş ve kıspete el sokmaya göz yumulmuştur.
Kırkpınar’ın başlangıç yeri, bugün Yunan topraklarındaki Ahir köyüdür. Lozan
Antlaşması neticesinde bu köy Yunan tarafında kalmıştır. O tarihten, yani 1924’ten
sonra Kırkpınar güreşleri Edirne Sarayiçi’nde yapılmaktadır.
Neredeyse 650 senesini dolduran bu ata yadigarı güreşe, Yunan işi demek ne manaya
gelir bunu sevgili okuyucularıma bırakıyorum.
Yakın tarihe kadar Kırkpınar güreşleri, Hıdrellez yani 6 Mayıs’ta yapılırdı.
Ancak son senelerde mayıstan, haziran ayı sonuna, hatta temmuza bile alındığını
üzüntüyle görmekteyiz. Yağlı güreşler zor bir spordur. Kırkpınar güreşleri başlama
tarihinin, mayıs ayına alınması her bakımdan faydalı olacaktır. Spor Bakanımızdan
bu konuya eğilmelerini saygıyla bekliyoruz. |