Fener Rum Patrikhanesinin başta Patrik olmak üzere ilgilileri, Türkiye’nin
bağımsızlık ve bölünmezliğini tehdit eder çalışmalara girişmiş gibiler. Çok
tehlikeli adımlar atıyorlar.
Patriğin her yurt dışına çıkışında, kendine tahsis edilen araca Bizans bayrağı
asması affedilmez bir suçtur. Din adamının devleti temsil eden bayrakla dolaşması,
Demokrasi aşığı laik Avrupalılarca nasıl hazmediliyor acaba. 2 Haziran 2002
Pazar günü Heybeliadaya, bir Türk siyaset adamı, basın gezisi tertip etmiştir.
Bu girişim, masum gezi sınırlarını aşarak, bilgilendirme ve hatta propaganda
çalışmasına dönüşmüştür.
Siyasi parti başkanı olan kişi, özetle şunları söylüyor:
1-Heybeliada Ruhban Okulu 1700 yıllık bir müessesedir. Bunun açılmasına Türkiye
engel olamaz.
2-Fener Rum Patriği, dünya protokolünde imparator seviyesindedir.
3-Patrik Evrenseldir (yani Ekümeniktir.)
4-Dünyada iki kimse, yani Papa ve Patrik kimsenin ayağına gitmez.
5-Türkiye bu okulu açmamakla ne yapmak istiyor. Ne sanki, zaten bir Türk müdür
yardımcı odası var.
6-Ben yakın arkadaşım olan Patriğe gezileri için uçağımı tahsis ederim
7-Başbakan olduğumda, zaten bu konuyu hemen çözeceğim.
Bu yedi madde başlığı için yedi ayrı yazı yazılsa yeridir.
Bir kere Heybeliada Ruhban Okulu 1700 yıllık değildir. 1850’lerde açılmıştır.
Cumhuriyet döneminde de faaliyetini devam ettirmiştir. Başta Anayasamız olmak
üzere, Tevhid-i tedrisat kanunu ve daha sonraki YÖK’ün kuruluşu ile ilgili kanunlara
göre; Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki her türlü eğitim kurumu, Milli
Eğitim Bakanlığı eliyle devletin sorumluluk ve gözetimine verilmiştir. Heybeliada
Ruhban Okulu, bir Türk okulundan daha mı kıymetli ki ayrıcalık tanınıyor. Üstelik
bu okulu açmayanlar Patrikhanenin başındakilerdir.
Türk devletinin kontrolünden kurtulmak istemeleri nedendir. Her halde orada
Türk düşmanlarını yetiştirecekler. Bu mutlak gibidir.
Üstelik Ruhban okulu daha önceleri, yani Bizans döneminde Zeyrek’te idi. Neden
orada açılmasını istemezler. Papaz yetiştireceklerse, Yunanistan’ın Aynaroz
manastırları bomboştur. Oradan istifade etsinler. Etmezler. Zira arada büyük
çıkar çatışmaları vardır.
Fener Rum Patrikliği Fatih Sultan Mehmet’in lutfuyla fetihten sonra ihdas edilmiştir.
Ve sadece Rum Ortodokslarının dini liderliği şartı vardır. Nerede kalmış ki,
adama İmparator diyorlar.
Çok garip değil mi? Lozan anlaşmasına göre, Türkiye Cumhuriyetinin sade bir
vatandaşı olan Fener Rum Patriğine, yine bir Türk vatandaşı olan bir siyasi
lider; Cihanşümul, Ekümenik ve İmparator diyebiliyor. Bir Yunalı söylese idi
buna cüret etmekten korkardı.
Bu siyasi, dünyada iki kişinin yani Papa ve Rum Patriğinin hiç kimsenin ayağına
gitmeyeceğini, herkesin onların ayağına gideceğini haykırıyor. Müslümanlar,
Yahudiler, Brehmenler, Budistler de böyle ayağına gidilecek kimse yok demek
istiyor. Zaten insan, insanın ayağına hiçbir yerde gitmez. Memurlar amirinin
huzuruna gider.
Kendisi Patriğin yakın arkadaşı imiş. Bu arkadaşlık uğruna Türkün milli menfaatlerini
harcamaya kimsenin hakkı yoktur.
Eğer bu siyasi kişi Patriğe sevgisi ve saygısı kadar, Türk menfaatlerini de
düşünseydi; öncelikle Patriğe dönüp “efendi efendi: “Sen öncelikle Patrikhanenin
kin kapısı saydığınız orta kapısını açtırıver” demeliydi.
Patriğin gezilerine uçağını tahsis edecekmiş. Bu sözler bir siyasi manevra değilse,
Türk milletinin gözünün içine baka baka hakaret etmektir. |